YAŞAM VE FARKINDALIK

Artık günlük yaşamımızda sıkça duymaya başladığımız “farkındalık” terimi ne anlama geliyor?

 

Yaşıyorsak zaten farkında olmamız gerekmiyor mu? Aklımız, zihnimiz yerinde. O halde aynı zamanda da her şeyin farkındayız demektir.

 

Acaba öyle mi?

 

Bazen yatağa yattığınızda düşüncelerinizle boğuşmaya başlarsınız. İstersiniz ki, bir an önce bu düşünceler durulsun ve siz de uyuyabilesiniz. Ama, siz düşünmemeye çalıştıkça inatla gitmezler, üstelik daha fazlalaşırlar.

 

Farkındalık, sağlama uygulamaları Zen Budizm’inden ilham alır. Kaynağı, bu öğretiye dayanır ve farkındalık egzersizleri uygulayarak öğrenmeyi, içselleştirmeyi ve nihayetinde bir yaşam biçimi olarak kabullenmeyi içerir. Bu bağlantının Budizm ile ya da Budist olmakla uzaktan yakından alakası yoktur sadece aydınlanmak, kişinin kendisiyle ve dünya ile uyum içerisinde yaşamasıyla ilgisi vardır. Kim olduğumuzu incelememizle, dünya görüşümüzü ve dünya içerisinde nerede olduğumuzu sorgulamamızla, hayatta olduğumuz her an için şükran duymamızla ve her şeyden öte, iletişim halinde olmakla alakası vardır.

 

Neyle iletişim? Yaşamdaki her şeyle ve bulunduğumuz anla iletişim halinde olmaktır.

 

Farkındalık, etrafınızda ve içinizde- bedeninizde, kalbinizde ve zihninizde- olanlara, bilerek tam bir dikkat göstermektir.

 

Farkındalık, kişinin bir andan diğer ana olan mevcut deneyime tam dikkatini vermesi olarak tanımlanabilir. (Marlatt & Kristeller, 1999, s. 68). Wallace’e göre (1999) bilinçli farkındalık, varlık ve yokluk kavramlarını aşan, bütün kavramsal arabuluculuk ve yapılanma özgürlüğüdür.

 

Farkındalık, zamana hakim olmaktır. Farkında olarak yaptığımız eylemlerde yalnızca anı yaşarız, geçmişi ya da geleceği düşünmeyiz.

Bilinçli farkındalık etrafımızda olanlara dikkat etmektir. Bu sayede manzaranın bütününü görebiliriz.

 

“ Çay kafası” deyişi, Japon çay sanatına atıfla, bilincin Zen’i andıran niteliklerine göndermede bulunur. Uyum ve yalınlık, tetikte ama dinlenmede bir beyin, şimdiye yönelik açık bir dikkat. Çay töreni sırasında çayın tadı, aroması, ev sahibinin yeşil çay tozunu köpüklü bir karışım haline getirmek için karıştırırken kaşığın çıkardığı ses gibi en ince ayrıntılar bir gözetilirken, dikkatimizi şimdiye odaklarız.

 

Devinimlerin inceliğini, sessiz bir iletişim, odanın basitliğini, çayla ilgili her nesnenin güzelliğini takdir edebilmek için yavaşlarız. Beyin boşalır ve her hareket daha doğru hale gelir. Zamanın yokluğunun içine yerleşen dikkat kendini her an yeniden yakalar. Çay odasında kimse saat takmaz. Anın içine yerleşirken zamanı unutursunuz. O andaki çay deneyimiyle doğrudan bağlantılı şeyler dışında tartışılacak bir şey yoktur. O anda olmaktan başka olunacak yer yoktur. Çay odasının dışında, hazırlıkları yapıp temizlediğiniz çay mutfağında bile sadece o ana vakıfsınızdır. Kimse sizi orada göremez ama sanki çay odasındaki misafirlerinize çay sunuyormuş gibi zihniniz uyanıktır. Bu zamansız varoluş çay odasından hayata taşar, bilinci daha da açar. Günlük deneyimlerimizin daha da farkındayızdır. Tümüyle anı  yaşarız, bir sonraki ana geçmek için acele etmeyiz ya da geçen anda takılıp kalmayız, yalnızca uyanık bir halde şimdiyi yaşarız.

 

Sabahleyin bir bardak çayı büyük bir özenle içmekle, o çayı gün için yaptığımız planları düşünürken yudumlamak arasında derin bir ayrım vardır. Hayatta bazı şeyler değiştirilemez ama biz onlarla olan duygusal ilişkimizi değiştirebiliriz. 

 

Aslında her zaman düşündüğümüzün kısmen farkında değiliz. Beynimizde sürekli dolaşan düşünceler iç sessizliğimiz için bize çok az zaman bırakırlar. Ve biz de kendimize sürekli bir şeyler için koşturmak zorunda kalmadan o değerli zamanı fark etmeyiz. Hızla akan nehir gibi aklımızdaki kusursuz olan sıradan düşüncelerimiz sayesinde eylemlerimiz o kadar çabuk olur ki bilincini fark edemeyiz. Sağanağa kapılırız ve bu sağanak bizi gitmek istemediğimiz yerlere sürükler gibi hatta sürüklendiğimizi fark ettirmeden hayatlarımızı batırır.

Farkındalık için, iyi bir gözlemci olmak gerekir, gözlem yeteneğinin gelişmesi farkındalıkta gelişir.

 

Hepimiz gayet iyi biliyoruz ki insan bedeni eğitilebilir. Bunun en güzel örnekleri jimnastikçiler, akrobatlar, balerin ve baletler, piyanistler, sporculardır. Zihnimizin de işlenebilecek pek çok yönü olduğunun çoğu zaman farkında olmayız. Farkındalık uygulamaları yaptığımızda, zihnimizi hep alışkın olduğu meşguliyetlerinden çıkarıp hayatımızın çeşitli taraflarını aydınlatmak için seçtiğimiz yere yerleştirmeyi öğreniriz.

 

Farkındalık beş duyumuzun çalışmasını ve bu çalışma sonucunda duyumsadıklarımızı tanımlamayı da içerir.

Çok çeşitli farkındalık egzersizinden söz edebiliriz. Burada basit bir örnek verecek olursak “ alışkanlıkları kırmak “ bir farkındalık egzersizidir. Her zaman yaptığımız şeylerden farklı bir şeyler yapmak; sözgelimi oturma odamızda hep oturduğumuz koltuktan farklı bir yere oturmak, hep aynı yolu kullanmak yerine farklı bir yoldan gitmek. Hep aynı şeyleri yaparak yaşamımızı bir nev-i otomatik pilota almış oluyoruz. Bedenimiz ve alışkanlık edindiklerimiz, biz farkında olmadan her şeyi yapıp çıkıyor. Fakat şimdi ve burada olmak tüm bunların farkında olmayı gerektirir. Geçmişte ya da gelecekte yaşamaktansa bu anın güzelliğini yaşamak çok şey ifade eder. Çünkü aslında elimizde sadece şu an bulunduğumuz zaman vardır.

 

Kişisel gelişimimiz için farkındalık uygulamaları ve bunun yaşam biçimi haline gelmesi, bir çeşit zamanı ve hayatı yakalamak, avucumuzun içine almaktır. Ve bu da inanılmaz keyifli ve iç huzuru sağlayan bir yaşam biçimidir.

 

Farkındalıklarınızla dolu bir yaşam dileğiyle…

Nazan Parlak 

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist