ERGENLİKTE MASTÜRBASYON

Ergenlik, bireyin vücuduna dikkat etmeye başladığı, nasıl göründüğünü önemsediği, başkalarının gözünde önemli olduğunu bilmek istediği bir dönemdir. Hormon dengesinin değişmesi sonucu görünümü hızla değişen ergenler bu nedenle zamanlarının çoğunu ayna karşısında geçirirler. Onlar da yeni görünümlerini takip etmektedirler.  

 

Mastürbasyon ergenlik döneminde özellikle erkek çocukta en yaygın olan cinsel etkinliktir. Mastürbasyonun nedeni, en basit şekliyle tamamen fiziksel olan cinsel arzuyu rahatlatma isteğidir. Bu nedenle mastürbasyona insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da ( köpek, fil, maymun v.b.) rastlanır. Bu etkinlik cinsel ilişki olanağı bulunmayan yetişkinlerde de sürdürülebilir. Mastürbasyon birçok kişinin utançla andığı bir sözcüktür. Mastürbasyonun, bazı sınırları aşmadığı sürece kendisinin neden olduğu herhangi bir sorun yoktur.

 

Erkek çocukların çoğu cinsellik hakkındaki ilk bilgilerini arkadaşlarından ve internetten öğrenirler. Bazı ergenler mastürbasyonu, konuşmalar ya da başkalarını taklit etme sonucu öğrenirler. Ancak bunda endişe edecek bir şey yoktur, ergenler çoğu zaman bu tür deneyimlerden zarara uğramadan çıkarlar.

 

Her durumda eğitimcilerin dehşete kapılmalarına ya da çocuğu utandırmalarına gerek yoktur. Bu durumların çoğunu normal bir süreç olarak kabul etmeliyiz. Anne –babalar sağlıklı düşünceyi çocuklarına aktarmak gibi bir sorumluluk üstlenmelidirler. Oysa ki ebeveynlerin çoğu böyle bir durumla karşılaştıklarında :

-…….büyümeyeceksin….

-kamburun çıkacak

-…delireceksin..

-eğer devam edersen organını kaybedeceksin

-şeytan seni görecek ve cehenneme gideceksin. Gibi cümlelerle çocuklarını korkuturlar.

 

Ya da çocuğun bu alışkanlığını herkesin önünde ortaya çıkararak daha ciddi sonuçlar doğurabilecek bir tepkide bulunurlar. Bu gibi tepkilerden ne olursa olsun kaçınmak gerekir. Gelişimin doğal bir aşaması olan bu eylemden dolayı ergeni utandırmak ve suçlamak, daha sonra cinsel bazı sorunlara neden olabilmektedir.

Daha karmaşık bir biçimde mastürbasyon cinsellikle ilgili olmayan psikolojik bir gerginliğin sonucu olabilir. O halde burada heyecansal bir gerginliğin, bedensel rahatlama ile giderilmesi söz konusudur.

 

Ergenden, kendi eyleminden utanç duyması beklenmemelidir. Ona cinsel eğilimler karşısında, değişik türde cezaların korkusu verileceği yerde, özgür isteğiyle bunu nasıl yöneteceği uygun sözcüklerle anlatılmalıdır. Özsaygısını kaybetmemesi için çaba gösterilmelidir.

 

Cinsel eğitim, aslında aşamalar halinde küçük yaşlardan itibaren çocuğa verilmesi gereken eğitimlerdendir, ergenlik de bu aşamanın bir bölümüdür. Bireyin kendi vücuduyla barışık bir biçimde, anatomi bilgisi tam olarak yetişkinliğe adım atmalıdır. Ne yazık ki, bu konuların tabu kabul edilerek, konuşulmaması ve aileler tarafından gerekli eğitimin verilmemesi, gelişimsel süreci çok olumsuz etkilemektedir. İnsanın en temel dürtülerinden olan cinselliğin her zaman kısıtlı koşullar içinde bilinmeye çalışılması, çoğu kez yanlış yerlerden, yanlış bilgilerin edinilmesiyle sonuçlanabilmektedir. Sağlıklı bir toplumun,  her konuda sağlıklı ve doğru eğitim almış bireylerle ilerleyeceği düşünülecek olursa cinsel eğitimin önemi bir kez daha anlaşılmış olur. 

 

Nazan Parlak

Uzm. Klinik Psikolog/Psikoterapist

Kaynak: DACO Pierre Çağdaş Psikolojinin Olağanüstü Başarıları

Nazan Parlak 

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist