ÇOCUK EĞİTİMİNDE SINIRLAR

Çocuk yetiştirmek belki de dünyanın en ciddi ve en önemli işidir. Çocuğun neyi yapabileceği ya da yapamayacağı, her yaş dönemine göre değişir. Bu konuda ana babanın sezgileri ve sağduyusu onlara yardımcı olur. Ne yazık ki bazen bu sınırlar katı ve dar tutulur, çocuğun gelişimi kısıtlanır. Daha çok geleneksel aile yapısında gördüğümüz bu davranış modelinde, çocukluklarında kendileri engellenmiş anne babalar öğrendikleri gibi kendi çocuklarını da engelleme yoluna giderler. Kendilerine tanınmamış hak ve özgürlüklere çocukları da sahip olamamalıdır, çünkü onların bildiği doğru budur. Çocuk bu katı tutum karşısında, büyüklerin isteklerini kayıtsız şartsız kabul etmelidir.

     

Böyle bir ortamda büyüyen çocuk, ailesinden bağımsız yaşamaya başladığında, çağdaş dünyanın beklentileriyle baş etmekte zorlanacaktır. Herhangi bir girişimi onda derin suçluluk duygularına neden olacağından, ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacaktır. Karar verme güçlüğü ve seçim yapma güçlükleri yaşayacaktır.

 

Bazı aileler ise çocuğun gereksinmesi olan sınırları gereğinden fazla gevşek bırakırlar. Bu anne babaların bir bölümü henüz ebeveyn olmayı öğrenememiştir. Özellikle son yıllarda özellikle Z kuşağı dediğimiz 2000 yılından sonra doğan, çocuklara uygulanan eğitim biçimidir. Burada ebeveynlerin, eğer çocuğu sınırsız serbest bırakırlarsa yaratıcılıklarının ve doğal gelişimlerinin çok artacağı yönündeki yanlış inanışı önemli rol oynamaktadır.

 

Çocuk eğitimindeki yayınların çeşitliği ve içerindeki bir takım farklılıkların olması zaman zaman kafa karıştırıcı olmaktadır. Bu nedenle anne babalar, çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda kararsızlıklar yaşamaktadır. Bu yayınlar çocuğa hiç ceza verilmemesi ya da engellenmemesi biçiminde yanlış yorumlara yol açmıştır.

 

Öncelikle aile içinde anne- baba ve çocuk rollerinin benimsenmesi ve net olması gerekmektedir.  Bu ne anlama gelir? Günlük yaşam akışı içinde neyin nasıl olması gerektiğine çocuk karar veriyor ve tüm koşullar buna göre ayarlanıyorsa, burada roller karışmış, çocuğa model ve rehber olması gereken aile işlevsiz kalmış demektir.

     Çocuğa karşı aşırı katı bir disiplin uygulamak ne kadar  uyum güçlüğü doğuran ve sorunlara neden olan davranış biçimiyse, aşırı esnek olup serbest bırakmak o kadar sorunlara neden olur. Çocuğun kendine olan güveni, ana babasına olan güveninden kaynaklanır ve beslenir. Çocuk ana babasını güçlü olup olmadıkları konusunda sürekli dener. Anne babanın tutarlı ve kararlı davranışları, çocuğun onları bir bütün olarak görme gereksinimini de karşılar.

 

Aşırı katı bir eğitim anlayışında, çocuğun düşünme ve karar verme yeteneği gelişemez. Gevşek bir eğitim modelinde ise neyi nereye kadar yapıp yapamayacağını bilemez. Çocuklar sonsuza kadar ailenin içinde kalabilseler belki bu davranış biçimleri bir sorun oluşturmaz ancak toplumsal yaşamla etkileşim, sorunları da beraberinde getirmektedir.

 

Her aile kendi içinde yaşayan bir organizmadır ve kendine ait bir ruhu vardır. Çocuk eğitiminde de aslolan sevgi ve içtenliktir. Anne babalar tutarlı bir şekilde, bu içtenlikle kuralları çocuğa anlatmalı ve uygulamalıdırlar.

 

Nazan Parlak 

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist