İNATÇI ÇOCUKLAR

Çocuk kendi varlığını hissetmeye başladığından itibaren, başkalarının da bu varlığı kabul etmesi için çevreden gelen uyarılara karşı direnir. Bu doğaldır. Üzerinde duracağımız durum geçerli bir neden olmaksızın bir davranışta ısrar etmesi ya da davranışı değiştirmeyi istememesi halidir. Buna “ İNAT” diyoruz.

 

Çocuklarda 3-5 yaşlar arasındaki devre inat dönemidir ve gelişimin bir parçasıdır. Bebeklikten yetişkinliğe giden yol, kişiliğin duygusal ve zihinsel yönlerinin sürekli gelişmesi ve olgunlaşmasıyla aşılır. Bu dönemdeki inadı baskıcı bir şekilde kırmaya çalışmak çocuğun benlik algısını yaralar. Varlık kabulü sağlamaya çalışırken yok sayılma algısıyla karşı karşıya kalır. Dolayısıyla, inat yavaşça pekişerek sinsi bir biçimde ilerlemeye devam eder.

 

Direnişi etkileyen nedenler arasında, çocuğun kendini kabul ettirme çabası dışında daha birçok etmen vardır. Hiç de gereği yokken işine karışılırsa, söylenen bir şey yerine getireceği sırada kendisine birdenbire engel olunduğunu görürse, canı istesin istemesin kucağa alınıp sevilirse, kabaca ya da kibarca canı yakılacak olursa direniş göstermesi mümkündür. Birçok durumlarda, karşısına hep aynı kişi yada olaylar çıkıyorsa, bu da inatçılığa neden olabilir.

 

Bazı anne babalar, çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak için gerginleşip, huysuzluk yapmasını beklerler.  Bu beklenti karşısında çocuk, isteklerini duyuracağı zaman  bağıracağı yönünde koşullanır, başka bir anlatım yolu bilemez. Oysa ki, çocuğun gereksinimlerinin zamanında ve belli bir düzen içinde karşılanması yani günlük yaşam rutininde yemek, oyun ve uyku zamanlarının yapılandırılması bu tür bir koşullanmayı ortadan kaldıracaktır.

 

En iyi evlerde bile bir sürü “hayır”lar “yapma” lar vardır. Bu yasakların bir kısmı sözle, büyük bir kısmı ise yasaklayıcı ve korkutucu davranışlarla ya da başka tekniklerle ifade edilir. Eğer hesabı tutulacak olursa, çocuğa yöneltilen “hayır”lar ve “yapma”lar çocuğun karşılık olarak sarfedeceği “hayır”ları ve “yapacağım işte”leri kat kat aşacaktır. Bu söylem, çocuğa hiçbir konuda “yapma” dememek gerektiği anlamını taşımamaktadır. Ancak bunun söyleniş biçimi ve çocuğa yaklaşımımız önemlidir. Çocuğun gösterdiği aynı inat ve komut verme davranışıyla karşılık verecek olursak, o davranış için  ebeveyn olma özelliğimiz ortadan kalkar. Karşılıklı inatlaşma, çocukta yerleşik bir davranış biçimi olarak kalır. Büyüdükçe , direniş yöntemleri daha ince bir biçim alır, duymazlıktan, görmezlikten ve sorunu anlamazlıktan gelmeye başlar. Artık kapanmış olduğu sanılan bir konuyu yeniden ortaya atmakta ısrar eder, karşısındakiyle alay eder, dolaylı suçlamalara girişmeye ve buna benzer daha pek çok yöntem kullanma yoluna gider.

 

İnadı kırmak için uygulanan bedensel şiddet ve zor kullanma, çocuğu olmayacağı varsa da, zorla inatçı olmaya iten olumsuz bir eğitim yöntemidir. Aslında buna eğitim yöntemi demek de pek yerinde değildir. “eğitim sanılan” yöntem olarak nitelendirebiliriz. Bu bir üstünlük savaşı değildir, kazananı belli olmasa da kaybedeni her zaman çocuktur.

 

Bu dönemde görülen inatçılığı, ve bağımsızlık isteklerini normal bir gelişim evresi olarak görüp sabırla ve anlayışla karşılamak gelişim açısından çok yararlı olacaktır.

 

İnada karşı, inatla değil aldırmazlıkla karşılık vermek direnci kırma konusunda daha etkilidir.

 

İnat anında, çocuğun dikkatini başka bir yöne çekerek, inat etmekle isteğini yerine getiremeyeceğinizi davranışlarla açıkça anlamasına yardımcı olunmalıdır.

 

Anne ve baba çocuğa uyguladıkları eğitim yöntemlerinin uygulamasında aynı doğrultuda hareket etmelidirler. Biri zamanında yemek yemeyen çocuğa öğleye kadar yemek vermemek kararını vermişse, diğeri de bu kararı uygulamalıdır. Diğerinin gizlice yemek yedirmesi gibi masum görünen bir davranış inada daha çok zemin hazırlar ve çocuk bunu isteklerini yaptırmak için her alanda zamanı geldiğinde değerlendirir. Anne babaların her zaman akılda tutması gereken ilke “amaca birlikte varılacağı” dır.

 

Nazan Parlak

Psikolojik Danışman/ Aile ve Cinsel Terapist

 

Kaynaklar:

JERSILD,ARTHUR T. Çocuk Psikolojisi A.Ü Eğitim Bilimleri Yayınları No:79

Nazan Parlak 

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist